İki Kafadar – Tayland Gezimiz

Merhaba saygıdeğer Asya Rehberi müdavimleri. Size en azından kendi adıma uzun denilebilecek bir yazı dizisi yazacağım. Asya rehberi ile geçen yıl tanıştım. Uzun yıllardan beri bir Tayland seyahati aklımdaydı fakat bu planı hayata geçirecek ne vaktim ne de maddi bir durumum vardı. Çeşitli zorluklardan sonra üniversiteyi bitirdim ve mesleğimi elime aldıktan sonra uyuma taklidi yapan bir timsah gibi Tayland seyahati bütün benliğimi sarmaya başladı. Artık iş fazlasıyla ciddi olma yolunda ilerliyordu ve bu süreçten sonra internet üzerinden pek çok blog yazısını okumaya başladım. O kadar çok yazı okudum ki artık hangi yazının abartılı hangi yazının başka bir siteden alıntılanmış olduğunu anlamaya başladım. Okuma süreci devam ederken haliyle Asya Rehberi ile de tanıştım. Asya Rehberinin diğer pek çok siteden farkı vardı ki bu sitede yazılı olanların bana daha gerçekçi gelmesinin yanı sıra buradaki pek çok kişinin birbirine yardımcı olmak için çabalamasıydı. Bunları gördükten sonra artık her gün Asya Rehberini ziyaret etmeye ve yeni bir yazı gelmiş mi diye meraklanmaya başladım. Bu süreçlerden itibaren site üzerinde bulunan soru sorma bölümünü de kullandım. Hesaplar yaptım. Kaç para lazımdı, işten nasıl izin alacaktım, seyahatimi hangi tarihlerde ayarlamalıydım, yanıma benimle beraber gidecek arkadaş bulabilecek miydim, yabancı bir ülkede dil benim için sorun olur muydu şeklinde oldukça çok soru kafamı kurcalıyordu. Daha önce yurt dışı seyahati yapmamış pek çok kişi gibi benzer soru işaretleri kafamı kurcalıyordu. İşe gidiyordum, uyuyordum, kafe’ye gidiyordum ama aklımın hep bir köşesinde Tayland adına okumuş olduğum o yazılar ve izlemiş olduğum o videolar vardı. Daha önce herhangi bir yabancı para birimiyle haşır neşir olmadığım için de para konusunda kafamda net bir hesaplama yapamıyordum. Tüm bunlar devam ederken durdum ve kendime dedim: “Yahu ben ne yapıyorum? Bu ardı arkası kesilmeyen yoğun düşüncelerle boğuşmaktan seyahat için hiçbir adım atmıyorum.” Bundan sonra kendime gerçekçi planlar yapmam gerektiğini kafama koydum ve Emniyet Müdürlüğünden pasaport almak için randevu aldım. Randevumu maaşımı aldığım bir zamana denk getirdim ve pasaport almak için başvurumu yaptım. 1 hafta kadar sonra pasaportum elime ulaştı ve Tayland seyahati için ilk somut adımı atmış bulundum. Bu süreçler devam ederken skyscanner gibi sitelerden uçak bilet fiyatlarını araştırmaya, aynı zamanda booking, agoda gibi sitelerden ise otel fiyatlarına bakmaya başladım. Fiyatların her geçen gün değiştiğini gördükçe canım da sıkılmıyor değildi. Bir gün çok uygun fiyatlar görsem de ertesi gün pahalı fiyatlarla karşılaşıyordum. Evet, belki bu fiyatlar arasında uçurum yoktu ama genele vurduğunuzda Taylandda daha keyifli bir seyahat yapmak için fiyat benim için oldukça önemliydi.

Bu süreçler devam ederken nasıl oldu bilmiyorum ilkokulu, ortaokulu ve liseyi beraber okuduğum bir arkadaşım denk geldi. Üniversiteyi kazandıktan sonra birbirimizle bağlantımız kesilmişti ve bu denk gelişten sonra beraber bir şeyler içmek için bir mekana oturduk. Aklımda böyle bir plan olduğunu dile getirmek vardı ki ilk dile getiriş arkadaşımdan geldi. “Ben Tayland seyahati yapmayı planlıyorum.” dedi. Bunu duyunca nasıl büyük bir keyif aldığımı sizlere anlatamam. Bunun üzerine ben de aylardır bunu düşündüğümü ve planlar arasında boğuştuğumu samimi ve oldukça heyecanlı bir dille aktardım. Ciddiyetimi anlayan arkadaşım da en az benim kadar mutlu oldu ve uzun zamandır beraber bir şeyler yapamadığımız iki dostun ortak bir amaç doğrultusunda hareket edecek olmasına oturduk, içtik. Artık planları tek taraflı yapmıyordum, seyahata gideceğim yakın bir arkadaşım vardı ve ingilizcesi iyi düzeydeydi. Uzun yıllardır bir şeyler yapmadığımız arkadaşımla artık her gün buluşmaya ve seyahat planlarını sanki devlet meselesi gibi düşünmeye başladık. Birbirimizle sözleşmedik ama uçak, otel arama işi bana Tayland mekanları ve orada bize yardımcı olacak arkadaş işleri de arkadaşıma düştü ;). Yüksek müsadelerinizle yazının devam eden bu kronolojik sırasını kısa bir şekilde bozmak istiyorum çünkü bu seyahat yazısının keyifli olması kadar okuyucular içinde faydalı olmasını planlıyorum. Evet, Taylandda arkadaş bulmak oldukça hem de bizim ülkemizde yaşayan Taylandı görmeyen herhangi birinin hayal etmekte zorlanacağı kadar kolay bir şey ama bizim yaşımız genç ve bu işlerin artık internetten daha kolay bir şekilde yapıldığını iyi bilmenizi isterim. Gençlik heyecanı mıdır, seyahat heyecanı mıdır bilinmez ama arkadaşım çeşitli sosyal medya hesaplarıyla Pattaya şehrindeki mekanların hesaplarını araştırmaya ve burada bulunan şahıslarla iletişim kurmaya başladı.

Amaçlarımızdan biri oraya gittiğimizde arkadaş bulmak için hiç ama hiç bir çaba sarf etmemekti. Nitekim uzun araştırmalar sonucu arkadaşım kafa dengi bir arkadaş kendine buldu ve bu konuda bana da bilgi verdi. Ekim ayı çoktan geçmiş, kasım ayının ortalarına gelmiş bulunmaktaydık artık. Seyahatimiz için planlar yaparken para biriktirmemiz gerektiğini de sürekli birbirimize telkin etsek de hem genç olmamızdan hem heyecanımızdan normal zamanlarda harcadığımızdan daha fazla para harcamaya başlamıştık. Arkadaş bulma konusunda bir problemimiz yoktu ancak biz yurt dışından farklı bir kültüre sahip arkadaşlar bulmak istiyorduk. Bunlardan sonra her gün istisnasız bir şekilde yaptığım uçak bileti araştırmalarım neticesinde uçak fiyatlarının yükseldiğine şahit olmaya başladım. Ocak ayının sonunda seyahata çıkacaktık çünkü hem benim hem de arkadaşım için en uygun tarihler o zamandı. 2016 yılının kasım ayı gibi yanlış hatırlamıyorsam qatar, emirates firmalarının fiyatları 1700 civarlarında seyrederken Thy’nin fiyatları da 2000 lira civarlarındaydı. Bu planlı gibi gözüken ama oldukça plansız olan araştırmalardan sonra artık bilet fiyatlarının qatar, emirates’te 2000 civarlarına, Thy’de ise 2400 civarlarına gelmeye başladığını görünce artık bu plansızlığa bir son verip arkadaşıma kredi kartını getirmesini yoksa bu seyahate gidemeyeceğimizi belirttim ve çok hızlı bir şekilde hem kısa süreli olması hem de ilk yurt dışı seyahatim olması hem de tanıdık bir firma olması sebebiyle biletlerimizi kasım ayının sonu aralık ayının başı gibi 2400 liraya aldık. Evet, kanaatimce oldukça pahalı bir alışveriş oldu. Bu süreçten sonra artık dışarıda çok fazla para harcamamız gerektiğini düşünerek birbirimizle evde buluşmaya hatta yatıya kalmaya başladık. Nitekim planlarımız yine tutmadı ve evde de dışarıdaki kadar harcamaya devam ettik 😄.


Aralık ayı bitmek üzereydi ve Taylanda gideceğimiz tarih artık oldukça zor gelmeye başlamıştı. Ocak ayına geldiğimizde benim cebimde 1500, arkadaşım cebinde ise 1000 lira vardı. Bu paralarla biz ancak otelde takılırdık. Sonra internette ben de araştırmalara başladım ve Taylanddaki mekanlara daha önceden gitmiş bir Türkle tanıştım. Arkadaş bizim yaşlarımızdaydı ve sanki çok eski bir arkadaşmışız gibi bana telefonda bilgiler vermeye başladı. Çok ilginçtir ki bu arkadaşın bir arkadaşı da benim bir arkadaşımın arkadaşı çıktı. Evet, biraz ilginç oldu ama ortak bir arkadaş grubumuz olduğunu da öğrendik. Sonra Asya Rehberinin değerli site yöneticisi ile facebook üzerinden iletişime geçtim ve gerçekten ona çok teşekkür ediyorum, yanlış hatırlamıyorsam sabah 5’e kadar bana bilgiler verdi. Artık bilgiler internetteki yazılardan değil, direk kişilerden alınmaya başlanmıştı. Yıl başıda geçtikten sonra cebimizde hala aynı para vardı ve burada açıklamamın gereksiz olacağından arkadaşıma bir anda 2000 lira para geldi. Arkadaşım neredeyse hazırdı. Ocak ayının ortasında da benim de şansım yaver gitti ve 1500 lira kadar da bana para geldi ve ikimizde de artık 3000 lira para vardı. Öğrenmiş olduğumuz bilgilere gör Taylandda otel bulmak oldukça kolaydı ama ilk gidişimiz olacağı için dinlenmek adına gitmeden 2 günlük bir otel ayırtmak mantıklıydı ve agoda üzerinden eastiny residence isimli otelden geceliği 65 liradan iki adet oda ayırdık. Gideceğimiz oteli beğenmezsek orada otel arayabileceğimiz ihtimali oldukça iyi bir fikirdi. Nitekim seyahat tarihi geldi ve Atatürk hava limanına gittik. Yurt dışı çıkış harcı falan derken akşam saat 9 gibi uçaktaki yerimizi aldık. Her şey rüya gibiydi ancak içimizde sebebi belli olmayan bir durgunluk da yok değildi. Dolar konusunda şanssızdık ki bunun sebebi doların ülkemizde tarihi rekor kırmasıydı yanlış hatırlamıyorsam 3,80 civarı dolar aldık ve cebimizde 700 dolar ile Türkiye’den ayrıldık. Sanılananın aksine Thy, Türk yolculardan daha çok yabancı yolcular ile doluydu. Uçağında korkutucu bir yanı olmadığını da orada öğrendim ve karnımın acıkmaya başladığını hissetmeye başladım. Bu süreçten sonra önümüze yemek menüleri geldi ve yiyeceğimiz menüyü seçtik ancak hak verirseniz doymadık. Arkadaşım hostese söyleyelim mi derken bir anda hostese biz yemek yedik ama doymadık be ablacım deyiverdim. Hostes bu seslenişimi oldukça nazik karşıladı ve duyduğuma göre normalde pek olmayan bir durumla karşılaştık. Bir menü daha önümüze geldi. İçki servisi yapıldı. Ben içmiyordum fakat arkadaşım içiyordu. Sonra ne olduysa uçaktaki host bey geldi ve aşçı ile konuştuğunu hala doymadıysak bizi mutfakta beklediğini dile getirdi. Olacak şey değildi bu yolculuk oldukça keyifli bir hal almaya başlamıştı. Doyduğumuzu bu inceliklerinden dolayı teşekkür ettiğimizi dile getirdikten sonra arkadaş her içkiye bitirdiğinde yeni bir içki daha gelmeye başladı. Her şey anlaşılmıştı, uçaktakilere oldukça samimi gelmiştik. Tüm bu keyifli anlardan sonra uçağımız Taylanda varmıştı ama bundan birkaç gün önce olan içimizi yiyen o heyecandan eser kalmamıştı. Tüm bunları yorgunluğumuza vererek birçok yazıda abartılı bir şekilde aktarılan Taylandın o değişik kokusu yüzümüze vurdu. Türkiyedeki free shopun daha pahalı olduğunu öğrendiğimizden Taylanddaki free shoptan sigara almayı planlamıştık ve öyle de oldu ancak şunu belirteyim. Ülkemizin sigaraları çok daha kaliteli bence bu konuda ülkemizi tercih etmeniz daha yararlı olacaktır. Hava limanından çıkmak için gümrük memurunun tarafına geldiğimde arkadaşım çoktan gitmişti. Gümrük memuru ile tek başıma kalmıştım ve damgayı bir türlü pasaportaya vurmuyor ve anlayamadığım bir dilde bir şeyler diyordu. Ülkeye giremeyeceğim herhalde gibilerinden bir düşünce beni sardı, o korku ile duyduğum heyecanı çok az duyduğunuzdan emin olabilirsiniz. Nitekim Tayland konusunda bana bilgi veren arkadaşımın dedikleri aklıma geldi. Eğer gümrük memuru bir şeyler sorar da anlamazsan uçak biletlerini ve otel rezervasyon belgelerini göster demişti. Bunları bir anda önüne koyunca biraz da olsa gerilmiş olan memur uçak biletine vurdu ve işte bunu soruyorum demeye getirdi
Sonunda giriş yapabilmiştim 😄. Hava limanında yanlış hatırlamıyorsam 140 baht civarlarına Tayland hattı alabilirsiniz ve bu oldukça mantıklı bir seçimdir. Ancak biz almadık ve pişman da olduk. Yanınızda getirdiğiniz dolarlarında hepsini hava limanında bozdurmaya kalkmayın kur biraz düşük. 100 dolar kadar bozdurmanız yeterli olacaktır gerisini her gün tane tane Pattaya’da her sokakta bulabileceğiniz exchange yazılı noktalarda bozdurabilirsiniz. Arkadaşıma ingilizce bildiğini bizi burdan Pattaya ulaşmamız için ne yapmamız gerektiğini öğrenmemiz adına birilerinden bilgi almasını ilettim ancak arkadaşım Taylandlların aksanlarının farklı olduğunu söylediklerini anlamak da zorlandığını dile getirince işin başa düştüğünü anladım. Tayland hakkında yaptığım o saati belli olmayan araştırmalarda hava limanı ile ilgili izlediğim bir youtube videosu aklıma geldi ve “Gel benimle aşağıya ineceğiz orada bir zil varmış oraya basacağız ve taksi gelecek.” dedim. Alt kata indik ve bir taksi çağırdık. Taksici Pattaya’ya 1800 bahta götüreceğini söyledi ve bu para bizde 180 liraya tekabül ediyordu. Öğrenmiş olduğum taksi fiyatları ile bu taksi fiyatı arasında bir uçurum olduğunu anlayınca Taylandda ne alırsan pazarlık yap mantığıyla pazarlığa başladık ancak adam 1500 bahttan aşağıya düşmedi. Yaşımız gençti, paramız 700 dolar kadardı yani çok değildi ama biz Pattaya’ya ne olursa olsun ucuza ulaşmayı kafaya koymuştuk. Hava limanının girişine geri döndük ve arkadaşım bana ilerideki bir noktayı gösterdi. Hava limanının yürüyen merdivenlerinden aşağıya indiğiniz gibi karşıda otobüs seferleri yazılı bir stant sizi karşılayacak. Biz de oraya gittik ve sabah 11 civarı için 140 bahta yani 14 liraya adam başı otobüs bileti aldık ve hava limanının dışında bulunan banklarda takılmaya başladık. Saatimiz yaklaşınca bilgi almak adına stantın oraya gittik ve bir adam bizi alarak karşı yola geçirdi ve ülkemizdeki kadar iyi olmayan ancak yerel olması nedeniyle oldukça ilgimizi çeken bir otobüse bindirdi. Artık Pattaya’ya ulaşmamıza birkaç saat kalmıştı ve yol yorgunluğundan gözlerim ağırlaşıyordu. Kısa ama dinlendirici bir uykudan uyandıktan sonra yanımda oturan Taylandlı bir gencin bana baktığını fark ettim ve ingilizce sohbet etmeye başladım.  Beach Road’a gideceğimizi dolayısıyla nerede ineceğimizi ve indiğimiz yerden hangi araca bineceğimizi sordum. Yolda tanıştığım kişi kendisinin bizim ineceğimiz yerde inmeyeceğini ancak bize yardım etmek adına bizimle oraya kadar geleceğini ifade etti ve anlatıldığı gibi Taylandlıların konuksever insanlar olduklarını anladım fakat şunu unutmayın her ülkede iyi insanlar olduğu gibi kötü niyetli insanlar davardır.

Siz yine de tedbiri elden bırakmayın. Son durakta indik ve arkadaşın gösterdiği yönden bir pikapa atladık. Aklınızda şu olsun, yanınızda her zaman bozuk para olsun çünkü inişte pikap sürücüsüne 1000 baht uzattım ve adam bunun büyük bir para olduğunu bozmakta zorlanacağını dile getirerek serzenişte bulundu ve neticede iki kişi yanlış hatırlamıyorsam 40 baht olan tuktuka 100 baht vermiş olduk ve mecburiyetten 60 baht kadar kazıklandık. Taylandda eğer Beach Road üzerindeyseniz adres bulmak oldukça kolay. Her sokağın başında kocaman tabelalar var ve bu tabelalarda o sokak kaçıncı sokak ise soi bilmem kaç yazıyor. Soi 7 yazıyorsa bilin ki 7. sokaktasınız. Rahat bir şekilde otelimizi bulduk ve kapıdaki resepsiyonist daha biz konuşmadan booking dedi. Evet cevabını verdiğimiz gibi pasaportlarımızı alıp kaydımızı aldı ve oda anahtarlarımızı verdi. Odamıza yerleştiğimiz gibi banyoya girdik ve dinlenmek adına yataktaki yerimizi aldık. Ancak tarifi imkansız olan bir dürtüden dolayı bir türlü uyuyamadım ve arkadaşımın odasına gittim. Kapıyı çaldım ve kapı açıldığı gibi gördüğüm manzara karşısında oldukça şaşırdım. Arkadaşımın internetten tanıştığı Taylandlı kadın odadaydı ve beni samimi bir şekilde karşıladı. Bu noktadan sonra arkadaşıma kibar bir serzenişte bulunmadığımı söylersem yalan söylemiş olurum. Bu tanışma faslından sonra otele girişte bulunan marketten aldığımız içecekler piyasaya çıktı ve Taylandlı arkadaşımız bir yere gitmesi gerektiğini akşam İnsomnia’da kendisini bulmamız gerektiğini bize ileterek veda etti. Nitekim iki yoldaş baş başa kaldık ve biraz içtik. Dinlenmek istiyorduk ama içimizdeki dürtüden dolayı ne olduysa kendimizi sokaklarda bulduk. Yorgun ama hareketli bir gezintiden sonra artık oldukça yorulduğumuzu anladık ve Beach Road’ın diğer tarafında bulunan sokaktaki bir masaj salonuna girdik ve vücut masajı yaptırmaya başladık. Şu Tayland masajı

anlatıldığı kadar iyi ve oldukça uygun bir fiyat. Saati 200 bahta yani 20 liraya masaja başladık. Bayan masör ilginç bir şekilde alttan giriyor, üstten çıkıyordu. Dinlendirici bir masajdan sonra tekrar sokaklara attık kendimizi fakat internetten seçtiğimiz otelin resimlerdeki gibi olmadığını anlayınca yarın yeni bir otel arayalım diye anlaştık.

Otelin eşyaları çok olmasa da eskiydi ve kapıları bir omuz vurmayla açılacak gibiydi. Tüm bu koşuşturmanın ardından yemek yemediğiniz aklımıza geldi ama ne yiyeceğiz diye düşünürken kendimizi otel odasında bulduk. Banyo yaptık, beyaz gömleklerimizi giydik ve İnsomnia’nın yolunu tuttuk. Arkadaşlar yüzünüzü denize verirseniz sol tarafa doğru dümdüz yürürseniz elbet İnsomnia’nın bulunduğu meşhur Walking Street’e muhakkak ulaşırsınız. Artık yorgunluktan mı olacak yoksa heyecandan mı olacak bilmiyorum ama tuktuka binmek aklımıza gelmedi yürüye yürüye Walking Street’e ulaştık. Anlatılanlardan, videolardan çok daha iyi olduğunu belirtmeden edemeyeceğim. Taylandın eğlenceleriyle meşhur caddesinde yürürken sayısız sözlü davet ile karşılaştık. Arkadaşımla sohbet ettiğimi sanarken bir anda yanıma baktığımda arkadaşımın orada olmadığı gördüm ve telaşla etrafıma bakındım. Benim az gerimde kalabalık bir insan grubu içerisinde arkadaşımı etrafı bayanlarla çevrili bir şekilde gördüm. Arkadaşım kahkahalar atıyor bir yandan da yanındakilerle sohbet ediyordu. Beni görüp “Hemen buraya gel oğlum.” dedi. Ben ne olduğunu anlayamadan telefonlar piyasaya çıktı ve numaralar alınıp verilmeye başlandı. Bu kısa ama eğlenceli faslı geride bıraktıktan sonra Pattaya denilince akla ilk gelen mekan olan İnsomnia, renkli led ışıklarıyla bize “Merhaba.” dedi. Kısa süren bir üst aramasından sonra saat gece 12 gibi İnsomnia’nın o renkli dünyasına kendimizi attık. İçerisi tıklım tıklımdı ve herkes delicesine dans ediyordu. Yorgunluğun ciddi anlamda beni sardığını hissedince arkadaşıma bir köşede duracağımı söyledim. İnsomnia’nın üst girişinin sol tarafında lavaboların olduğu tarafta bir bistro masa buldum ve sırtımı ahşap olduğunu düşündüğüm duvara verdim. Her şey tahmin ettiğimiz gibiydi ancak yorgunluktan keyfim yoktu ve eğlenmek için bütün dürtümü kaybetmiştim. Arkadaşım yarım saat kadar sonra elinde iki içkiyle geldi ve buraya gelmekte geç kaldığımızı oturabileceğimiz yerlerin çoktan dolduğunu üst katta bulunan vip yerinde oldukça boş olduğunu dile getirdi. Evet, arkadaşlar kanaatimce diyorum, hemen eleştirmeyin, bence vip yerde eğlenmek çok da keyifli bir durum değil. Ülkemizdeki anlayıştan ziyade kalabalıktan kendinizi soyutlamayın. Akşam bizi davet eden arkadaşın burada olup olmadığını sorduğumda arkadaşım her tarafa çok iyi baktığını onu göremediğini dile getirdi. Taylandın en meşhur discosunda karanlık bir köşede öylece keyifsizce kalakalmıştık.

Yazıyı bize gönderip, paylaşmamızı isteyen kafadar isimli üyemize ve takipçimize çok teşekkür ediyorum.
Yazınınz Devamı için tıkalyınız..
About Oxygen 56 Articles

Hayaller ile geçen bir yaşam ve bu hayallerin sürüklediği yolculuklar ve maceralar. İnsan hayatında hayallerin bitmemesi gerektiğine inanan biri olarak yaşamımı sürdürüyorum. Son günlerde sıklıkla blog yazıyorum ve bundan keyif alıyorum.

Toplam 3 Yorum Var

  1. Bu ne ya bir sürü gereksiz bilgi sonrada köşede kaldık. Devamı yokmu yoksa bu kadarmı anlsmdım.

    • dostum ilk önce insanların yazdıkları noktada olsa saygı duyacaksın, sonrada yanlış gördüğün bir durum yer varsa doğrusunu sen söyle biz bakalım hangisi yanlışmış.

    • Beyfendi keşke hemen böyle tepki vermek yerine düzgün bir şekilde soru sorsaydınız. Yazının devamını bugün yayınladım ancak bir sürü gereksiz şey dediğiniz yerde bir emek var. Burada yaşadığım olayları bir blog sitesine yakışır şekilde yazmaya çalıştım. Gereksiz dediğiniz yazıda, Tayland üzerine bilgiler var. Mesela eğer olur da Eastiny oteli tercih edecek birileri varsa bir kez daha düşünürler. Tayland bahtı üzerine bilgiler var. Masaj yaptıracakları lazım ortalama kaç para olduklarını bileceklerdir. Uçak bileti alacaklar için bilet fiyatlarının nasıl değiştiğini bileceklerdir. İnsomnia’yı bileceklerdir vs vs vas ve tüm bunların üzerine bir olaya tanık olacaklardır. Anladığınızı umarak tartışmayı fazla uzatmanın gereksiz olacağı kanaatindeyim. Yeni yazıyı okuyabilirsiniz.

Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.


*