İki Kafadar – Bölüm 2

Bu yazıyı okumadan önce ilk yazımızı okumanızı konu bütünlüğü açısından tavsiye ederiz.

İlk Yazımız gitmek için tıklayınız..

Yorgunluğumuzun üstüne içtiğimiz içkiler yüzünden modumuz oldukça düşmüştü ve bu tek tek içki alma işi bize pahalıya mal oluyordu. Bu düşük modda şişe açtırmak ise gereksiz bir eylem gibi duruyordu. Neticede arkadaşıma İnsomnia’ya özel bir kart olduğunu bunun fiyatının 500 baht kadar olduğunu ve bu kart sayesinde daha uygun fiyatlara içki alabileceğimizi söyledim. Bunun üzerine bulunduğumuz yerin direk karşı tarafındaki barın oraya gittik ve orda bir görevliye bu karttan bahsettik. Bize anlatılanın aksine 1500 baht kadar bir fiyat verildi ve ben kazıklanma ihtimalimiz olabileceğini düşünüp bu eylemden vazgeçtim. Nitekim öyle olduğunu da daha sonra orada tanıştığımız bir Türk’ten öğrendik. Arkadaşlar disconın orta yerinde olan lavaboların o tarafta bir yer var oradan bu kartı uygun fiyata alabilirsiniz ancak biz bu kartı hiç almadık çünkü gerek duymadık, sebebini daha sonra söyleyeceğim. Keyifsiz geçen bu geceden sonra artık dinlenmek için otelimizin yolunu tuttuk. Tuktuka binmek aklımıza geldi ancak etrafı biraz daha keşfedebilmek adına yürüme de karar kıldık. Beach Road’ın her yerinde bulunan free takılan kişilerle konuştuk ve arkadaşım kısa süreli olması şartıyla birkaç kişiyle iletişime geçti ve 2 kişi çıktığımız otele 4 kişi giriş yaptık. Sanılananın aksine bayanlarda değişik haller vardı. Sebebini öğrenecek ne dilimiz vardı ne de gücümüz. İkimizde odalarımıza girdik ve ben birkaç cümle ingilizce konuştum ama yanımdakinin ingilizceden hiçbir şey anlamadığını görünce bu eylemimden vazgeçtim. İkimizde banyoya girdik ve yatağa uzandık. Arkadaşla yakınlaşmamış olduysa da ışığı kapatmamı ifade etti. Burada adeta bir dejavu yaşıyordum. Bloglarda okuduğum bilgiler burada birebir tutuyordu. Beach Road’dan arkadaş almanın iyi bir seçim olmayacağını, ingilizcelerinin düşük olacağını ve buradaki kişilerin kültür anlamında biraz zayıf oldukları ve utangaç oldukları için bu tarz eylemlere girebileceklerini daha önce okumuş olduğum aklıma geldi ve yaptığımızın yanlış olduğunu anladım ve tek başıma uyumak istediğimi dile getirdim. Bunun üzerine arkadaşımın anlaştığı 800 bahtı istedi ve ben bu şartlarda bu parayı vermek istemediğimi bir şekilde ifade ettim ve o kişi gergin bir şekilde odadan çıktı. Bir müddet süre sonra kapım çaldı ve aklıma kötü şeyler gelmeye başladı. Sonuç tahmin ettiğim gibi olmadı. Gelen kişi arkadaşımdı. Odasına aldığı kişiyi gönderdiğini ifade etti ve bir şeyler içelim hem de sohbet ederiz diye odasına davet etti. Arkadaşımın yanında getirdiği bayan banyodaki otelin verdiği duşları vs. çalmış. Bunun üzerine ben de daha dikkatli olmamız gerektiğini ve bir daha Beach Road’da herhangi bir eyleme girişmememiz gerektiğini ifade ettim ve sessiz bir Tayland gecesinde eski anılarımızdan konuştuk. Şu an düşündüğümde ülkemizden kilometrelerce uzaktaki bir yerde sevdiğim bir arkadaşımla yaptığım o sohbeti özlüyorum. Tayland ilk izlenim olarak bizde olumlu şeyler bırakmamıştı ama sabah ola hayrola diyerek uykuya daldık. Sabah gözüme vuran ısıtıcı güneş ışığıyla beraber uyandım. Her şey bana oldukça ilginç geldi. 2 gün önce montlarla geziyorduk, şimdi yaz güneşi sabah beni tatlı bir şekilde uyandırıyordu. Dünya gerçekten basit ama oldukça ilginç şeylerle doludur. Bu şeylerden birini de ben o sabah orada yaşıyordum. Karnımın artık açlıktan dışarıdan çok rahat bir şekilde duyulan sesini hissettiğimde saat 11’e geliyordu. Arkadaşımı uyandırmak için odasına gittim ve hazırlanıp Pattaya sokaklarına kendimizi attık. Yiyebileceğimiz uygun bir şeyler arıyorduk ve gördüğümüz ve kokladığımız kokular bizim yemek kültürümüze hiç yakın olmadığı izlenimini oldukça net bir şekilde ifade ediyordu. Netice de bir Burger dükkanı girdik ve dükkanda angus ve pig seçenekleri olduğunu gördük. Angus bildiğiniz üzere inek etiydi, pig ise domuz. Angus etinden bir cheeseburger söyledik ve burger başına 350 baht verdik. Arkadaşım angus aldığımızı fakat angusun domuz etiyle aynı yerde pişirilmiş olabilme ihtimalini dolayısıyla iki yağın birbirine karışmış olabileceğini ifade etti ki ilk ısırıştan sonra ağzımızdakileri dışarı çıkardık. Tahmininde haklıydı. Aç bir şekilde oradan ayrıldık ve otelimizin bulunduğu sokağın başındaki seyyar meyveciden meyve almaya karar verdik. Arkadaşlar, Taylandda meyve yemeyi kesinlikle ihmal etmeyin. Özellikle mango oldukça lezzetli. Karnımızı ülkemizdeki gibi doyuramasak da bir şekilde doyurduk ve Pattaya kumsalının keyfini çıkarmak için 40 bahta bir şezlong kiraladık. İçecek olarak 60 bahta hindistan cevizi söyledik ve orijinal meyvesinden hindistan sütünü yudumlayarak Pattaya okyanusunun keyfini çıkarmaya başladık. Arkadaşım bu sırada dün gece ziyarete gelen arkadaşının İnsomnia’ya gidemediğini söylediğini ifade etti. Bu akşam bizi davet ettiğini söyledi. Bunun üzerine hiç inancım olmadığını ifade ettim. Otelden çıkışımızın yarın olduğu aklımıza gelince otel arama konusunda geç kaldığımızı anladık. Akşam oluyordu. Oteldeki yerimizi bir gün daha uzatmak istediğimizi söyleyince bize 1200 baht denildi ve bu fiyat karşısında oldukça şaşırdık. Çünkü odayı 650 bahta tutmuştuk ve bu fiyat bir anda iki katına çıkmıştı. Sebebini sorduğumuzda yüksek sezon yanıtını aldık. Oda tutmaktan vazgeçip yarın erkenden kalkıp ararız diye sözleştik ve saat çoktan 10 olmuştu. İnsomnia’ya gitme konusunda geç kaldığımızı anlamamız çok zor olmadı. Şimdi düşünüyorum da kendimizi İnsomnia’ya niçin bu kadar bağlamışız? Pattaya yalnızca İnsomnia’dan ibaret değildi ancak biz nedense bunun farkına varamıyorduk. Neticede İnsomnia’ya asık suratla gittik ve dün geceki aynı yerde yerimizi bulduk. Keyifsiz bir gece daha geçmişti ve 12 günlük tatilimizin 2 günü geçmişti bile. Bizi İnsomnia’ya davet eden arkadaş yine orada yoktu ve ben bu konuda arkadaşımla baya baya dalga geçmeye başladım. Bu şakalaşmalar neticesinde otele geri döndük ve erken kalkmak adına uyuduk. Sabah erkenden kalktık. Otelin wifisinden otel aramaya başladık ama fiyatların Türkiye’de baktıklarımızdan daha pahalı olduğunu gördükçe birebir otel aramaya karar verdik. Ancak arkadaşlar şunu unutmayalım wifi Taylandın birçok yerinde verimsiz. Sürekli internet kesintisi yaşandığından interneti iyi kullanamıyorsunuz. O yüzden bir hat almanız sizin için iyi olacaktır. Beach Road ve soilerin yakındalarındaki otellere gidip pazarlık yaptıysak da gecelik olarak en az 1800 bahta fiyat aldık. Bu fiyatlar dünyanın bir ucuna gitmiş kişiler için fazla olmayabilir ama biz inadımızda ısrarlıydık. Neticede Ambiance diye bir otel bulduk ve bir motosiklet taksiye atlayıp oteli tarif ettik. Yolculuğumuzda şoför bana ingilizce bir şeyler söyledi. Ben anlamasam da her dediğine yes yanıtını verdim. Bu defa arkadaşım oğlum sen her şeye yes diyorsun da ne dediğini anlıyor musun ya yanlış bir şeylere yes diyorsan dedi ve aklımda şimşekler çaktı 😄. Biz açıklama yapamadan alakasız bir yerde motor durdu ve başımızı kaldırdığımızda büyük bir tabelada Honey Massage yazısı belirdi. Burayı daha önceden duymuştum. Happy Endli bir masaj salonuydu, evet belki buraya uğrayacaktık ama onun zamanı şimdi değildi ve derdimizi ifade ettiğimizde Ambiance Hotelin bulunduğu sokakta kendimizi bulduk. Motorsiklet taksiye 400 bahta kazıklandıktan sonra ki bu kazıklanmamın sebebi arkadaşımın pazarlık yapmadan bu taksiyi çağırmış olmasaydı. Bunun üzerine baya eğlenerek biraz da ciddi bir şekilde arkadaşıma kızdım 😄. Arkadaşım sokağa girmeden önce kolumu tuttu. Ne olduğunu anlamak için ona döndüğümde oğlum bu sokakta sence de ilginç bir şey yok mu dedi, ne olduğunu sordum. “Oğlum.” dedi “Bütün soiler insan kaynıyor baksana şuraya burada insan yok.”, oldukça haklıydı. Bu tedirginlik ve merak dürtüsüyle Ambiance Oteli bulmak adına sokağa ilk adımımızı attık ki olan oldu.

1 Yorum

Cevap Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak.


*